Türk futbolunda hakem atamalarıyla ilgili tartışma, söylenti sınırlarını aşarak soruşturma dosyasına giren yazışmalarla yeni bir boyut kazandı. Dosyada yer alan mesajlarda, Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu ile aktif hakem Yasin Kol arasında belirli maçların hakem, VAR ve AVAR kadroları üzerine görüşmeler yapıldığı görülüyor.
Tartışmanın merkezindeki cümlelerden biri, Gündoğdu’nun “Özgür’ün yanına AVAR’ı kim olsun istersin?” sorusu. Kol’un buna “Başkanım Atilla olsun” yanıtını verdiği, ardından görevlendirmeye ilişkin değerlendirme yapıldığı aktarılıyor. Bu ifadeler, hakem atamalarının yalnızca ölçülebilir performans kriterleriyle belirlenip belirlenmediği konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu.
Dosyaya Giren Mesajlar Ne Anlama Geliyor?
Hakem görevlendirmelerinde normal yöntem; performans puanları, gözlemci raporları, deneyim, maçın niteliği ve ilgili talimatlarda yer alan ölçütlerin birlikte değerlendirilmesidir. VAR ve AVAR seçimlerinin de kurumsal bir sistem içinde, kişisel tercihlerden bağımsız biçimde yapılması beklenir.
Ancak yayımlanan içeriklerde, Yasin Kol’un kendi adının da bulunduğu bir hakem listesi göndererek kararın kurul tarafından verilmesini istediği görülüyor. Mesajlarda bazı isimlerin değiştirilmesi, belirli görevlilerin birlikte düşünülmesi ve VAR ekibinin ayrıca konuşulması, soruşturma makamlarının dikkatini çeken başlıklar arasında yer alıyor.
Bir başka kayıtta Kol’un, uygun görülmesi hâlinde Özgür Yankaya’nın görevlendirilmesini istediği; Gündoğdu’nun ise bu talebe olumlu yaklaştığı belirtiliyor. Bu kayıtların hukuki anlamı, soruşturmanın ve yargı sürecinin sonunda netleşecek. Kol ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddediyor ve henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.
Taraftarın Tepkisi Neden Büyüyor?
Hakem kararları, yıllardır futbol gündeminin en sert tartışma alanlarından biri. Her hafta bir kulüp verilen kararlara itiraz ediyor, karşı taraf ise bu itirazları başarısızlığın bahanesi olarak değerlendiriyor. Şimdi ortaya çıkan yazışmalar, birçok taraftarın yıllardır dile getirdiği güvensizliği somut kayıtlarla ilişkilendirmesine yol açtı.
Eleştiriler yalnızca tribünlerden yükselmiyor. Daha önce mevcut yönetime destek veren bazı yorumcuların da yaşanan tablo karşısında tutum değiştirdiği görülüyor. Ahmet Çakar’ın, yönetimin göreve gelişindeki rolü nedeniyle pişmanlık ifade etmesi ve tartışmalı maç kararlarını örnek göstermesi, krizin kamuoyundaki etkisini artırdı.
Galatasaray ile Kasımpaşa arasında oynanan karşılaşmanın son bölümünde verilen penaltı da bu tartışmaların içinde anıldı. Kararın doğru olup olmadığı ayrı bir teknik değerlendirme konusu olsa da, hakemlik kurumuna yönelik güven zayıfladığında her tartışmalı düdük daha büyük bir kuşku dalgası oluşturuyor.
Kulüpler ve Federasyon İçin Kritik Eşik
Kulüpler Birliği Vakfı’nın toplantı düzenleyerek hakemlik sürecini ve bahis iddiaları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilen yöneticilerin durumunu ele aldığı bildiriliyor. Beşiktaş Başkanı Dursun Özbek de Türkiye Futbol Federasyonundan gecikmeden açıklama beklediğini ifade etti.
Özellikle alt liglerde bazı kulüp yöneticilerinin olağanüstü seçim çağrılarına destek verdiği yönündeki değerlendirmeler, baskının yalnızca Süper Lig ile sınırlı kalmadığını gösteriyor. Kulüplerin ortak tepki vermesi hâlinde federasyon yönetiminin karar alma alanı daha da daralabilir.
Federasyon tarafından yeni Merkez Hakem Kurulunun oluşturulması için çalışmaların sürdüğü ve geçici bir yapılanmaya gidildiği açıklandı. Riva’da yapılması beklenen toplantının ertelenmesi ise tepkileri yatıştırmak yerine daha fazla soru doğurdu. Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, Türk futbolunun uzun yıllara yayılan sorunlarının tamamından sorumlu tutulamayacağını belirterek istifa etmeyeceğini açıkladı.
Güvenin Yeniden Kurulması İçin Ne Yapılmalı?
İlk adım, hakem atama ölçütlerinin açık ve denetlenebilir hâle getirilmesi. Hangi hakemin hangi gerekçeyle görevlendirildiği, kişisel görüşmelere ihtiyaç bırakmayacak bir sistem üzerinden açıklanmalı; kurul kararları gerektiğinde bağımsız denetime açılmalı.
VAR konuşmalarının belirli bir süre sonra kamuoyuna sunulması da şeffaflığı artırabilir. Bunun yanında Merkez Hakem Kurulunun federasyon yönetiminden gerçek anlamda bağımsız çalışması, görev süreleri ve atama yetkileri bakımından güvence altına alınmalı.
Bu düzenlemeler yapılmadığı sürece yalnızca kişilerin değiştirilmesi kalıcı çözüm sağlamaz. Bugün gündemde olan isimler ayrıldığında aynı yöntem, başka aktörlerle yeniden tartışma konusu olabilir. Türk futbolunun ihtiyacı yeni bir polemik değil, herkes için eşit işleyen ve denetlenebilen bir hakemlik düzenidir.
